Çağın Bekleneni Endüstri 4.0
20/01/2017 2788 Views

Çağın Bekleneni Endüstri 4.0

Bilindiği üzere, insanoğlunun yeryüzünde var olması ile birlikte; üretim-tüketim ilişkisi çeşitli isim ve nam altında, günümüze dek, varlığını sürdürmüştür

Önce, ‘CAĞ’ olarak isimlendirilmiştir. İLK CAG-ORTA ÇAG-YENİ CAĞ ve YAKIN CAĞ diye…

Sonraki dönemlerde, teknolojik gelişmeler ye üretim çeşitliliği; Birinci Sanayi (Endüstri) Devrimi-İkinci Sanayi Devrimi ve Ücüncü Sanayi Devrimi diye isimlendirilmiştir.Simdi ise Endüstri 4.0 kavramı literatürde yerini almıştır. Kuskusuz ki bu dönemin en önemli gelişmesi; bilişim ve iletişim teknolojileridir. Bir nevi internet cağı. Sosyal medya ve sürekli değişim, sürekli gelişim ve sürekli farklılık yaratabilmektir. Bir cep telefonu işleticimizin, 4.5G için sloganı: “bizimle bağlan hayata!”. Nasıl birtoplum mühendisliği ile nasıl bir yasam tarzına doğru itildiğimizin güzel bir göstergesidir. Kuskusuz, bu slogan ve kampanyada, hizmetini satıp para kazanmanın ötesinde ideolojik bir taraf aranamaz. Ama siz, sonuca bakın. Bağlıysan hayattasın, bağlı değilsen, “yoksun”! Öyle koşulluyoruz kendimizi.

Bu ve öncesinde “sosyal medya”, yeni toplumun ayak seslerini oluşturuyor. Elbette farkına varana. Toplumu oluşturan bireyler, “ağ”a sürekli bağlı olsunlar. Endüstri 4.0’da ise, üretim bandını oluşturan (robot veya insan) elemanlar (bireyler), “ağ”a sürekli bağlı olsunlar. Her ikisi de “ağ”dan etkilensin, ağ tarafından yönetilsin. Üc hafta önce Reyhan Oksay değindi, “bu uygulamalar ile vatandaşlar seslerini hükümetlere daha fazla duyuracaklar, denetleme şansına kavuşacaklar, hükümetler politikalarını belirlerken vatandaşların isteklerini ve görüşlerini dikkate almak zorunda kalacak” diye yazdı ama “ağ”a bağlı olmak iki tarafı keskin bir bıçak; polis devletinde, kimin cezalandırılacağını belirlemekte de kullanılabilir.

Toplumu bir yana bırakalım, teknoloji ve uygulamalarına bakalım. Sürekli bağlı olmak (always connected) bir ağ gerektiriyor. Bu da “ağ merkezli sistemleri” (network centric systems) gündeme getiriyor. Eğitim ve öğretim şeklimiz, katma değerini bilek gücü ile ortaya koyacak insanlar yetiştirmeye yönelik olunca, bizde sistemci pek çıkmıyor. Ağ merkezli sitemleri de bu nedenle anlamakta güçlük çekiyoruz. Halbuki her yerde bunlara ihtiyacımız var.

Merak ederim, askerimiz ve polisimizde, bireylerin (savaşçıların) bir ağa sürekli bağlı oldukları, karsılarındaki tehditleri her birinin ayrı ayrı algılayıp raporladığı ve bunların değerlendirilip bulundukları konuma göre tanımlanmış haliyle herkese sürekli bildirildiği, herkesin eşgüdüm içerisinde bir merkezi “us” tarafından yönetildiği bir sistemimiz olsaydı, bu kadar zayiat verir miydik? Böyle bir sistem 2011’de yetkililere anlatıldığında,(0 dönem basınından) “mevcut plânlarımız dâhilinde bu konuda bir çalışma öngörülmemektedir” yanıtının verildiğini öğrenmiştik.

Sonradan, bu sistemin akademik makaleler halinde yayınlanan parçaları binlerinin dikkatini çekmiş olmalı ki, bir makale, bir NATO sempozyumuna “çağrılı bildiri” olarak davet edilmişti. Sözün özü, ayak sesleri duyuluyordu, ama biz algılayamadık. Simdi, büyük sanayi ayak seslerini duymuş bulunuyor. Toplum ise 4.5G ile balıklama bu olaya dalmış durumda. Ama göz ardı ettiğimiz hususlar var. Gene Reyhan Oksay üc hafta önce değinmişti; bilgi güvenliği. “Patron, bizim fabrikayı “hack”lemişler,” yakıştırmasıyla anlatmaya çalıştığım, ne kadar cok işleminizi “ağ” üzerine taşırsanız ve önlemini almazsanız, saldırılara o kadar acık duruma geleceğiniz.

Kimlik bilgilerimizin semt pazarına düştüğünü gördük. Demek ki, sağlam bir koruma gerekli. Büyük sanayi kuruluşlarımız, miktarlı üretimi satabilecek pazarları bulduklarında endüstri 4.0’a geçecekler de, ya KOBİLER? Onlar, milyon adetlerle üretim olanağı bulamayacakları için, endüstri 4.0’a geçemeyecekler mi? Geçemezlerse, büyük firmalara verdikleri ara mallarda istenen verimlilik, kalite, hassasiyet, dayanıklılık düzeyine ulaşamayacaklar ve büyük firmanın ürününü her yönüyle “aşağı çekmeyecekler mi?” İste burada, büyük firmalara, kendi KOBİ niteliğindeki tedarikçilerini de endüstri 4.0’e taşımak yükümlülüğü doğuyor. Nasıl mı? Pazarı gösterip alım garantisi vererek.

Bu isten ulusça kârlı çıkmamız için yapılması gereken iki is daha var: birincisi, endüstri 4.0 yapılanmasını yabancılara kurdurtmayıp yerli ürünlerle kurmak, diğeri de bu ağın güvenliğini sağlamak. Her ikisini de yapabilecek şirketlerimiz yok değil. Yeter ki, devlet yol acıcı, özendirici ve belli noktalarda da yönetmeliklerle mecburtutucu olsun. SON SÖZ: “HER KİM Kİ DEĞİŞİMİ, YENİLİĞİ REDEDERSE, ÇÜRÜMEYE MAHKÛMDUR.”  Adana Beş Ocak

Previous Bilişim Suçları Meclis'e Sevk Edildi
Sonraki Bursada Dijital Dönüşüm Konuşuldu

Diğer Yazılar

Öne Çıkarılmış

Siber Güvenlikte Büyük İş Birliği

istanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş (STM), siber güvenlik konusunda birlikte hareket etmek için protokol imzaladı. İki kurum, ülke güvenliği açısından kritik öneme sahip savunma

Genel

Türkiye’nin İlk 3D Merkezi Kuruluyor

Gebze Teknik Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi öncülüğünde bu yıl kurulmaya başlanacak olan 3D Yazıcı Araştırma ve Uygulama Merkezi için Kalkınma Bakanlığınca bütçe ayrıldı

Öne Çıkarılmış

MSN İnternet Hayatına Tamamen Veda Ediyor

Microsoft neredeyse hiç kullanılmayan MSN’i bitirme kararı aldı. Bir dönem herkesin kullandığı MSN Messenger 15 yılın ardından tamamen ortadan kalkıyor. Sosyal medyada yeni platformlarının çıkmasından ardından yavaş yavaş popülerliğini yitiren

Öne Çıkarılmış

Yazılımcıya Destek Geliyor

Türkiye, yazılım alanında uluslararası pazarlarda rekabet gücünü ve pazar payını artırmak amacıyla sektöre özel destek mekanizmaları oluşturacak.

Öne Çıkarılmış
Etkinlik

4.5G İmtiyaz Sözleşmeleri İmzalanıyor

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 26 Ağustos 2015 tarihinde gerçekleştirilen kamuoyunda bilinen adıyla 4.5G IMT Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme İhalesi’nin kazanan Avea İletişim Hizmetleri AŞ, Turkcell İletişim